Osmaniye Manşet

Gündeme sade ve sakin bir bakış

Çalışma Hayatı

İş yerinde eleştiri almak: ilk yirmi saniyeyi yönetmek

Geri bildirimin belirleyici tarafı veren değil alandır. Eleştiriyi ayrıştırmak, katılmadığında yanıt vermek ve akışı canlı tutmak.

Eleştiri almak, çalışma hayatının en çok konuşulan ama en az öğretilen becerilerinden biridir. Herkese geri bildirim vermeyi anlatan kurslar vardır; geri bildirimi almanın nasıl bir şey olduğunu anlatan neredeyse yoktur. Oysa denklemin asıl belirleyici tarafı alan kişidir. En özenli geri bildirim bile savunmaya geçmiş bir zihne girmez.

Eleştiri karşısındaki ilk tepkinin fizyolojik olduğunu bilmek işi kolaylaştırır. Kalp hızlanır, yüz ısınır, zihin hemen karşı argüman üretmeye başlar. Bu tepki karakter zayıflığı değil, sosyal bir tehdit algısına verilen normal bir yanıttır. Beceri, bu tepkiyi yaşamamak değil, tepkiyle karar arasına biraz zaman koyabilmektir.

İlk yirmi saniye

Eleştiriyi duyduğunuz ilk anda söyleyeceğiniz her cümle, genellikle sonradan pişman olacağınız cümledir. Bu yüzden en yararlı taktik basittir: hemen cevap vermeyin. Not alın, dinleyin ve anladığınızdan emin olun.

Anlamak için sorulacak en iyi soru, savunma içermeyen somut sorudur. "Bunu son yaptığım işte hangi noktada gördün" veya "nasıl olsaydı senin için daha iyi olurdu" gibi sorular, konuşmayı yargıdan örneğe taşır. Somut örnek çıktığında eleştiri çoğu zaman küçülür ve işlenebilir hâle gelir; örnek çıkmıyorsa da geri bildirimin ne kadar sağlam olduğu ortaya çıkar.

Eleştiriyi ayrıştırmak

Her eleştiri paketi üç şey içerir: doğru olan kısım, yanlış olan kısım ve söyleniş biçimi. İnsanlar genellikle söyleniş biçimine takılır ve bu yüzden doğru olan kısmı da kaybeder. Kötü bir üslupla söylenmiş doğru bir tespit, hâlâ doğru bir tespittir.

Pratik bir yöntem, eleştiriyi yazıya dökmek ve maddelere ayırmaktır. Hangi maddeye katılıyorsunuz, hangisine kısmen, hangisine hiç? Bu ayrıştırma, duygusal yükü belirgin biçimde azaltır. Ayrıca sadece katıldığınız maddeler üzerinde çalışmak, kendinizi tümüyle reddedilmiş hissetmenin önüne geçer.

Katılmadığınızda ne yapmalı

Her eleştiriyi kabul etmek zorunda değilsiniz. Ancak katılmama biçimi önemlidir. Anında itiraz etmek, eleştirenin bir daha konuşmamasına yol açar ve uzun vadede sizi bilgisiz bırakır. Bunun yerine, düşünmek için zaman istemek ve sonra gerekçeli bir yanıt vermek çok daha güçlüdür.

Gerekçeli yanıt, karşı tarafın gözlemini reddetmeden farklı bir açıklama sunar. "Yavaş ilerlediğimi düşünmen anlaşılır, çünkü ara çıktı görmedin; bu işte ilk üç hafta veri temizliğiyle geçti ve bunu daha görünür kılmam gerekirdi" cümlesi, hem savunma yapar hem sorumluluk alır. Böyle bir yanıt ilişkiyi bozmadan konumunuzu korur.

Geri bildirim istemeyi öğrenmek

Eleştiriye hazırlıksız yakalanmanın en iyi panzehiri, onu düzenli olarak kendiniz istemektir. Kendi istediğiniz geri bildirim, size gelen geri bildirimden her zaman daha kolay sindirilir; çünkü zamanlamasını siz belirlemişsinizdir.

"Nasıl gidiyorum" gibi genel sorular işe yaramaz, çünkü kibar ve boş cevaplar üretir. Bunun yerine dar ve somut sorun: "Sunumun hangi bölümü senin için zayıftı", "bu raporda anlaşılmayan bir yer oldu mu". Dar soru, kullanılabilir cevap getirir.

Uzun vadeli fayda

Eleştiriyi iyi karşılayan kişiler zamanla çok belirgin bir avantaj elde eder: insanlar onlara doğruyu söylemeye devam eder. Savunmaya geçen kişiler ise etraflarında sessiz bir alan oluşturur; kimse bir şey söylemez, hatalar birikir ve sorun genellikle çok geç fark edilir.

Bu yüzden geri bildirimi alma biçiminiz, aslında gelecekte ne kadar bilgiye erişeceğinizi belirler. Teşekkür etmek, aldığınız notu bir sonraki işte uygulamak ve uyguladığınızı belli etmek, bu akışı canlı tutar. "Geçen ay söylediğin şeyi bu raporda denedim" cümlesi, hem karşı tarafa değer verdiğinizi gösterir hem de bir sonraki geri bildirimi garantiler.

Eleştiri, kişiliğinize dair bir hüküm değil, işinize dair bir veri kaynağıdır. Bu ayrımı kurabildiğiniz gün, çalışma hayatının en yorucu anlarından biri, en hızlı öğrendiğiniz ana dönüşür.

Eleştiriyi almanın bir de zamanlamayla ilgili boyutu vardır. Yorgun olduğunuz, üst üste sorun çözdüğünüz ya da kişisel bir mesele yaşadığınız bir günde gelen geri bildirim, olduğundan çok daha ağır hissedilir. Böyle durumlarda konuşmayı ertelemeyi istemek profesyonel bir davranıştır. "Bugün kafam çok dolu, bunu yarın sabah konuşabilir miyiz" cümlesi, hem konuşmanın kalitesini artırır hem de gereksiz bir gerginliği önler.

Eleştiriyi verenin konumunu da hesaba katmak gerekir. Yöneticiden gelen geri bildirim genellikle ciddiye alınır; oysa aynı ekipte çalıştığınız kişilerden ya da işinizin çıktısını kullanan başka birimlerden gelen gözlemler çoğu zaman daha isabetlidir. Çünkü onlar işin gündelik etkisini doğrudan görür. Bu kaynakları kapatmamak, uzun vadede en değerli bilgi akışını sağlar.

Son olarak, aynı eleştirinin farklı kişilerden tekrar tekrar gelmesi güçlü bir işarettir. Tek bir kişinin gözlemi kişisel bir bakış açısı olabilir; üç ayrı kişinin benzer şeyi söylemesi ise bir örüntüdür. Bu tür tekrarları not etmek ve üzerinde çalışmak, kariyer boyunca en hızlı gelişim sağlayan pratiklerden biridir.